17-10-2016 ADALAR

TARİH BENİ HAKLI ÇIKARDI.....

TARİH BENİ HAKLI ÇIKARDI.....

Değerli Adalılar: Bugüne kadar sizi hiç kandırmadım. Bildiğim tüm doğruları sizlerle paylaştım. Yazdığım haberler yüzünden bazılarınız beni severken diğerleri benden nefret ettiler. Aşağıda paylaştığım haberi daha önce 14 Eylül 2013 yılında sizlerle paylaşmıştım. Hemde o günün cemaati, bugünün FETÖ'sünün en güçlü olduğu tarihte. Ben şu an yine İstanbul'da gazeteciliğe devam etmekteyim ama FETÖ'nün imamı şu an ABD'de. Tarih beni yine haklı çıkardığı için mutluyum.

CEMAAT-CHP KARDEŞLİĞİ...
Bugün sizlere Sn. Mustafa Farsakoğlu'nun kankası olan Ömer Faruk Berksan'ı anlatacağım. Kanka diyorum çünkü Adalar vakfını adeta çiftliği gibi yöneten Farsakoğlu, Sn. Berksan'ın icraatlarından o kadar memnun kalmış ki çiftliğinin başkan yardımcılığına hiç düşünmeden kankasını getirmiş. Cumhuriyet Halk Partisi'nin sırtında artık sadece kambur vazifesi gören Farsakoğlu'nun bu son icraatı, Laik ve çağdaş bir Türkiye parolası ile yola çıkan partilileri adeta çileden çıkarmıştır.
PEKİ KİMDİR ÖMER FARUK BERKSAN ?
Aslen Kırımçak olan aile (Kırımçaklar Tatar Yahudi’sidir.) baba İslam bey, eşi Şakire, üç oğlu, Asım, Sabri ve ailenin en küçüğü -ve genç yaşta vefat eden- Hakkı. ile birlikte, 1929 Ağustosunda İstanbul'a geldi.
21 Haziran 1934 tarihinde soyadı kanunu çıktığında, İslam Bey "Berksan" soyadını aldı.
Ancak gelin görün ki, iki oğlu Asım ve Sabri nedense 1953 yılında "Berksan" soyadını bırakıp, soyadlarını "Ülker" olarak değiştirdiler.
(Mini not: Sabatayistler (Yahudi dönmeler) arasında Berksan soyadlı çok kişi var.)
Ve yine ne gariptir ki, Asım Ülker'in iki oğlu Selçuk ve Ömer Faruk Berksan soyadında ısrarlıdırlar ve soyadlarını bırakmazlar!
Bu ailede bir "isim sorunu"; vardır! İslam Beyin gerçek adından kuşku duymaktayım. Baba İslam Berksan vefat edince ailenin bütün yükü Asım'ın omuzuna bindi.
Sabri'nin okulunun bitimiyle birlikte iki kardeş 1944 yılında Ülker'i kurdular.
Türkiye'de radyoya ilk reklamı veren kurum Ülker'dir. 1950'lili yıllarda, Türkiye'nin haberleri, hükümet bildirilerini merakla beklediği saat 19.00 ajansının hemen önünde Ülker reklamı yayınlanırdı: 'Önce güneş, hava su. Sonra bol gıda gelir, akşama babacığım unutma Ülker getir...'.
Ne diyelim, ticaret Ülker kardeşlerin "genlerinde" var!
Bu arada çok ilginçtir, "dinci" olarak bilinen Ülker Kardeşler ticarette büyük hamlelerini "LAiK" askeri darbeler sayesinde yaptılar.
Örnek verecek olursak;
Yıl 1960. Ülkede döviz sıkıntısı had safhada, hatta döviz yok. Askerler, Ülker'e 250 bin dolar döviz tahsis ediyor. Ülker Kardeşler, bu dövizlerle 2 makine alıyor ve fabrikaları kurmaya başlıyor.
12 Eylül 1980. Ülker, 24 Ocak kararlarıyla, ihracata (Libya ve Kuveyt) yöneliyor; aldığı vergi iadeleriyle büyüyor.
Son 28 Şubat "laik darbe" de, Ülker önce "yasaklı şirketler" arasında gösteriliyor, sonra hemen affediliyor. Bu arada şirket talep patlaması yaşıyor!
Ülker kardeşlerin en belirgin bir özelliği de anti-komünist olmaları:
Asım ve Sabri Ülker kardeşlerin adı, şirketlerinden önce, soğuk savaş döneminde anti-komünizmin "kaleleri" Aydınlar Ocağı, ilim Yayma Cemiyeti gibi kuruluşlara yaptığı maddi yardımlarla duyuldu.
Ne ilginçtir, Sovyetler Birliği'nin "çatırdamaya başladığı" 1987 yılında Ülker kardeşler bölündü:
Asım Ülker çocuklarıyla birlikte Kardeşler Şirketler Topluluğu nu kurdu. Ancak -vardır mutlaka bir hikmeti -grup adını 1990 yılında Kar Şirketler Topluluğu olarak değiştirdi.. Ailenin bu ad altında 23'ü yurt içinde 8'i yurt dışında olmak üzere 31 şirketi ile 1 vakfı vardı.
Soyadlarını değiştirmeyen Selçuk ve Ömer Faruk Berksan Kardeşler, bu şirketleri adına ve şirketlerini de birbirlerine kefil yaparak, bir çok bankadan kredi aldılar. Ödeyemediler. Benzerlerini yüzlerce kez gördüğümüz bir oyunu bu kez onlar "sahneye" koydular.
Mallarının bazılarını başkalarına devrettiler. Eşlerinden boşandılar.. Kalan mallar ise zaten finansal kiralama yoluyla alındığı için, haczi mümkün olmadığından, alacaklılara karşı işi bu şekilde kılıfına uydurdular. Nihayet Asya Finans'ın kurulmasından bir kaç gün sonra, Kar Grubu'nun malları, Asya Finans'ın 800.000.000.000.TL.lık, (yani, yazıyla:sekiz yüz milyar-liralık) alacağından dolayı haczettirildi. Asya Finans'ın haczinden sonra yasal işlemlere girişen alacaklı bankalar ise, karşılarında sadece lesanigli mallar ile söz konusu haczi gördüler. Yani hiçbir şey yapamadılar.
Peki Asya Finans'ın 16 ortağı arasında Berksan Kardeşlerin olmasına ne dersiniz?
‘’Bilindiği üzere Fetullah Gülen cemaatinin ekonomik alt yapısını oluşturan ve 1996'da kurulan Asya Finans Kurumu'nun kuruluş bütçesi 2 trilyon lira. Günlük işlem hacmi trilyonları aşan kurumun başında Mehmet Emin Hasırcılar var. Kurumu destekleyen işadamları arasında, Asya Finans’ın yönetim kurulu Başkanı da olan İhsan Kalkavan, Demir Ali Bayraktar, Sadık Pisan, Mehmet Şirin, Beyhan Nakipoğlu, Ömer Faruk Berksan, Selçuk Berksan, Mustafa Fırat gibi isimler bulunuyor. Asya Finans'ın öncelikli hedefi uluslararası düzeyde bir banka olmak.’’
Hazerfan havaalanının da sahibi olan Ömer Faruk Berksan aynı zamanda Işık Sigorta’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Asya Emeklilik Şirketinin Yönetim Kurulu Üyesidir.
Bu anlatımların Adalar’ı ilgilendiren kısmına gelecek olursak; Heybeliada’da bulunan sanatoryumun üzerinde bu sıralar çeşitli oyunlar oynanarak burası ele geçirilmeye çalışılıyor. Bir yandan TOKİ, öte yanda Adalar Vakfı-Belediye girişimi bu değerli arsa ve binaların sahibi olmak için büyük bir yarış içindeler. Üstüne birde Heybeliada Gönüllüleri diye bir dernek çıktı. Başkanlığını Ömer Faruk Berksan yapıyor. Kendisi aynı zamanda Adalar Vakfı başkan yardımcısı. Gülen Cemaatinin önde gelen isimlerinden Ömer Faruk Berksan’a buradan sesleniyorum. Ne TOKİ, ne Adalar Vakfı, ne Heybeliada Gönüllüleri üzerinden burayı kimse ele geçiremeyecektir. Eğer siz Turizm yatırımlarınızı illa da Adalar’da yapmak istiyorsanız, Sn. Leyla Rosenberg gibi eski evleri alıp aslına uygun biçimde tamir ederek turizme kazandırabilirsiniz. Buna bizim diyebileceğimiz bir şey olamaz. Hiç kimse, gönüllü maskesi altında 15-20 adalıyı ortak edip şirket kurarak senatoryumu ele geçirmek ve hemen arkasından şirket ortaklık paylarını yükselterek garibanların eline 50-60 bin tl. tutuşturup tek sahip konumuna geçemez. Bu hastane halkın, en çokta Heybeliada halkının malıdır. Heybeliada halkı, Sünnisi-Alevisi-Ermenisi-Rumu-Türkü-Kürdü-Lazı ile, tüyü bitmemiş yetim hakkıyla yapılan binalarına sahip çıkacaktır. Bundan benim zerre kuşkum yok, kimsenin de kuşkusu olmasın.
Burada yapılacak en doğru şey ya Huzurevi-Hastane ya da Üniversite-Yurt olmalıdır. Aksi durumlarda Heybeliada Halkı ve esnafı buradan başka hiçbir şekilde yararlanamamış olacaktır.
BİZDEN SÖYLEMESİ...
Aday adaylığını açıklayan Mustafa Farsakoğlu 2009 Seçimlerinde, şimdiki genel başkanı olan Sn. Kılıçdaroğlu'nun neleri araştırdığını acaba biliyor da ona inat mı birilerinin koluna giriyor anlamış değilim. Ne diyelim, Sayın başkanın uygulamasını Adalar'dan başlattığı Cemaat-CHP kardeşliği ülkemize ve okyanus ötesine hayırlı uğurlu olsun..
AKŞAM | SIYASET | 25 MART 2009, ÇARŞAMBA
Kılıçdaroğlu'nun son hedefi: Kim bu 'Alim'?
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeme getirdiği Alim Sudaş'ın İBB adına gerçekleştirdiği üç günlük Dünya Belediye Başkanları Zirvesi'ni, 5 trilyona mal ettiği ortaya çıktı.
Zirvenin ihalesi, bin kişi katılımlı konferans olarak düzenlenirken, katılım beklenenden düşük oldu. Zirvenin yapıldığı tarihte Hilton Oteli'ndeki oda fiyatı 110 Euro. Merkez Bankası'nın o günkü döviz kuru ise 1.898 TL. İhalede belirtilen bin kişinin otelde kalması halinde bile, üç günlük konaklama ücreti o günün rayiciyle yaklaşık 600 bine karşılık bulurken, bu rakam Sudaş'ın faturasına 2.5 milyon YTL olarak yansıdı.
Zirve, İstanbul Hilton Convention Center'da 12-15 Nisan 2007 tarihlerinde yapıldı. Zirvenin ihalesi ise, 15 gün önce 27 Mart 2007 tarihinde gerçekleştirildi. Organizasyonun ihale şartnamesinde, 'Yurtdışı ve yurtiçinden yaklaşık bin kişinin katılacağı uluslararası organizasyonu içeren hizmet alımı' ifadesi yer alırken, 3 gün süren zirveye ağırlıklı olarak Afrika ve Asya ülkelerinden gelen 8 vali, 32 belediye başkanı ve 50 başkan vekilinin katıldığı öğrenildi. AKŞAM'ın ulaştığı faturada, salon kira bedeli olarak 184 bin 422 TL, organizasyon bedeli de 2 milyon 16 bin 778 TL gösterilmiş. Üç günlük konaklama tutarının miktarı ise 18 Nisan 2007 tarihli Eve Turizm faturasında, 2 milyon 548 bin 800 TL.
MÜSİAD ve ASKON üyesi Alim Sudaş'ın ağabeyi Nevzat Sudaş, Birlik Vakfı'nın kurucular kurulu üyesi.
Sudaş'ın Eve Şirketi'nin eski ortakları arasında Ülker'in kurucusu Sabri Ülker'in yeğeni Ömer Faruk Berksan ve Selçuk Berksan da var..
Nebahat KOÇ / İSTANBUL




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER ADALAR HABERLERİ
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Erdem GÜL'ü Başarılı Buluyor musunuz?

Evet
Hayır
Kararsızım

Puan Durumu