Haber Detayı
03 Nisan 2021 - Cumartesi 15:37
 
KÖY ENSTİTÜLERİ VE SAKLANAN GERÇEKLER..
Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Köy Enstitülerinin birer “komünist yuvası” olduğu propagandasını sık sık yineleyerek İsmet İnönü’nün üzerinde baskı kurmuş, enstitülerin kapatılması için uğraşmıştır.
GÜNDEM Haberi
KÖY ENSTİTÜLERİ VE SAKLANAN GERÇEKLER..

DP iktidar olduğunda, Köy Enstitüleri çoktan işlevini bitirmiş, kapatılmıştı!
Köy Enstitülerini, CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü kapatmıştır.
Bu bir varsayım ya da yorum değildir!
İsmet İnönü’nün kendisi bunu itiraf etmiş, kendince bazı gerekçeleri mazeret olarak öne sürmüştür..
İşte, İsmet İnönü’nün itirafı:
İSMET İNÖNÜ GÜNAH ÇIKARIYOR
İsmet İnönü’nün bağımsız milletvekillerinin desteğiyle güven oyu aldığı azınlık hükümeti, 25 Aralık 1963-20 Şubat 1965 sürecinde iktidarda kaldı. 
İsmet İnönü’nün yakın çevresinde bulunan Muammer Erten, Başbakan İsmet İnönü’nün bu hükümetinde Sanayi Bakanı oldu. Üç dönem CHP Manisa milletvekilliği de yapan Muammer Erten, 1964 yılında İsmet İnönü’yle uzunca bir söyleşide bulunur. Söyleşinin konusu, Köy Enstitüleridir.
İşte, bu söyleşiyi aşağıda bulacaksınız:
Muammer Erten: 
– “Paşam, bu Köy Enstitülerinin kapanması olayı nasıl oldu ? Siz bu kurumları çok seviyordunuz, ama sonradan siz, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’le, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u görevlerinden alıp değiştirince enstitülerin hızı kesildi, nasıl oldu bu?”
İsmet İnönü: 
– “Köy Enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama herkes zanneder ki Hasan Ali Yücel’i, Tonguç’u isteyerek değiştirdim; Köy Enstitülerinin kapanmasına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır; aslında o zaman bir sürü olaylar oldu. Kurultaylarda Enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. Ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi. Grubun büyük çoğunluğu Köy Enstitülerinin aleyhine döndü. Bakanlar içinde Köy Enstitülerine karşı vaziyet alanlar çoğaldı. En çok da bu konuda Köy Enstitülerinden şikayet edilenlerin başında Milli Eğitim Bakanı Yücel’le, Genel Müdür Tonguç hedef alınıyordu. O sırada ordudan, rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’tan, o Genelkurmay Başkanlığından ayrılmadan önce, yoğun şikayetler başladı. Mareşal, “ Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın ? ” diye soruyordu. Mareşal bunu adeta bir mesele haline getirmişti. Köy Enstitüleri etrafında bu çok yoğunlaştı.
Şimdi sana önemli bir şey söyleyeceğim: Herkes benim zayıflığım gibi görür, ama benim gücümdür aslında; mesela ben Köy Enstitüsü fikrine inanmışımdır. İnanmış bir insan, sonuna kadar bunu yürütür; idealizmde, felsefede bu böyledir, ama ben politikacıyım, uygulayıcıyım. Ben gücüme göre gücümün var olduğu yerde, gücümü gösterebilirim. Ben dâhi değilim, gücümle, tecrübemle memleket menfaatlerini en üst seviyede tutarak meselelere çözüm bulurum. Ben gücümün bittiği yerde bir politikacı, bir tecrübe sahibi bir insan olarak bir noktada, onu gelecekte tekrar uygulamak üzere bir noktada durdururum. Bu, aslında benim gücümdür. Çünkü artık gücümü kaybettiğim noktada, “Ben bu işi yürüteceğim !” diye yürüdüğüm zaman, artık tamamıyla yok olma durumu vardır; ben gücümün bittiği yerde, her şeye rağmen, yok olucu bir harekete yönelmem. Orada dururum. Zaman, benim için önemli bir faktördür; zaman içinde imkanlar gelir önüme, bir noktada bıraktığım fikrimi yeniden uygularım. Değişen zaman içinde de bana yeni fikirler gelmemiş, o fikrin doğruluğu bende bir kanaat olarak devam ediyorsa, onu yeniden uygularım. Köy Enstitüleri meselesi de böyle olmuştur.
Benim gücüm o zaman nereden geliyordu ? Partiden, Parti Meclis Grubundan, gücümü ben buradan alıyordum. Bu konuda bütün organlarda gücümü kaybetmişim. Ordunun üst kademesinde de huzursuzluk başlamış. Onun için bir süre en çok bu konuda saldırıya uğrayan, Milli Eğitim Bakanı Yücel’le, Genel Müdür Tonguç’u onların da gönlünü alarak bir süre için bu şimşekleri bu olay üzerinden uzaklaştırmak istedim. Fakat sonradan demokratik hareketleri de başlatınca, olaylar öyle gelişti ki kendi cereyanında yürüdü ve bir an geldi ki artık Köy Enstitülerini, eski gücüyle, eski ruhuyla devam ettirmek olanakları benim elimden çıktı.”
(Kaynak: “Topraktan Parlamentoya – Muammer Erten” Derleyen Doç. Dr. Hakkı Uyar – Boyut Yayınları, 06.01.2011, sayfa: 271)

İsmet İnönü, Köy Enstitülerini kapatma gerekçesi olarak dönemin CHP’li bakan ve milletvekillerinin olumsuz tutumunu öne sürüyor ve şöyle diyor:
“CHP Grubunun büyük çoğunluğu Köy Enstitüleri aleyhine döndü. Bakanlar içinde Köy Enstitülerine karşı vaziyet alanlar çoğaldı.”
Peki, İsmet İnönü’nün Köy Enstitüleri karşıtı CHP milletvekillerini ve bakanlarını alt edecek gücü yok muydu?
Bu konuda da İsmet İnönü şöyle bir savunma yapıyor:
“Benim gücüm o zaman nereden geliyordu? Partiden, CHP Parti Meclis Grubundan, gücümü ben buralardan alıyordum.”
Milli Şef, Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün tüm gücünü Parti Meclis Grubundan aldığını kabul edebilir misiniz, böyle bir açıklamaya inanabilir misiniz?
Kâğıt paralar üzerinden Atatürk’ün fotoğrafını kaldıracak kadar özgüvene sahip İsmet İnönü’nün Parti Meclisi önünde diz çökmüş olmasını mantıklı bulabilir misiniz?
Bakın, bu soruların yanıtlarını, Atatürk ve İnönü’nün güvenini kazanmış, yazar ve tarihçi Şevket Süreyya’nın verdiği şu bilgilerde bulabiliriz:
“Türkiye’de rejim gerçi Tek Partili bir Şef Rejimi idi. Ama Devlet bir Parti Devleti değildi. Hükümet, bir Parti Hükümeti değildi. Hiçbir zaman da olmadı. Çünkü Parti ve Hükümet Başkanları daima Partinin üstünde kaldılar. Parti Mücadelesi, Partinin emri ve direktifi daima şekilde kaldı. Teşkilatlı, disiplinli, şuurlu bir Parti Kadrosu hiçbir zaman yaratılmadı…
Özet olarak İsmet Paşa iktidarı devrinde CHP Partisi, hiçbir zaman aktif ve disiplinli bir Kadro, bir fikir, tartışma ve hareket teşkilatı halini almadı.”
(Kaynak: Şevket Süreyya Aydemir, “İkinci Adam, 1. Cilt”, 7. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1993, sayfa 489-490)

İsmet İnönü, Köy Enstitülerini kapatırken, bazı bakan ve milletvekillerinin olumsuz tutumunu, sanki üstünden gelinemeyecek bir güçlükmüş gibi gösterme bahanesine sığınmıştır.
Bu bahanenin kabul edilmesi mümkün değildir.


Peki, İsmet İnönü’nün Köy Enstitülerini kapatmasının asıl nedeni nedir? Onun böylesine yıkıcı bir kararı vermesinde asıl hangi güç odakları rol oynamıştır?

İsmet İnönü’nün itirafından hemen şu sonuçlar çıkıyor:
• Köy Enstitülerini kapattıran, İsmet İnönü’dür.
• CHP Parti Meclisi’ndeki milletvekillerinin çoğu Köy Enstitülerine karşı çıkmış, kapatılmasını istemişlerdir.
• Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Köy Enstitülerinin birer “komünist yuvası” olduğu propagandasını sık sık yineleyerek İsmet İnönü’nün üzerinde baskı kurmuş, enstitülerin kapatılması için uğraşmıştır.
• 21 Köy Enstitüsünün kuruluş döneminde görev yapmış Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u görevden alan kişi, İsmet İnönü’dür.
• Köy Enstitülerine saldırgan bir biçimde karşı çıkan, Türk köylüsünü “eşeğe” benzetip ‘ben üzerine bindiğim eşeğin akıllı olmasını istemem’ diyen CHP milletvekili Reşat Şemseddin Sirer’i Milli Eğitim Bakanı olarak atayan kişi, İsmet İnönü’dür.
Değerli Dostlar,
Halk TV’nin “Görkemli Hatıralar” programının sunucusu Serhan Asker, somut gerçekler ortadayken neden yalan söylemiş, Köy Enstitülerin kapatılışını DP’ye yıkmıştır?
Serhan Asker’e, kendilerini Atatürkçü olarak niteleyen, çoğunluğu CHP’li olan vatandaşlarımızı yalanlarla uyutma görevi verilmiştir!
Kuşkusuz Serhan Asker bu görevini para karşılığı yapmaktadır.
Peki, programın stüdyo konuğu, Gönen Köy Enstitüsü mezunu, 85 yaşındaki öğretmenin bu yalanlara sesini çıkaramayışını nasıl açıklayacaksınız?
Değerli Dostlar,
Tarihiyle yüzleşemeyenlerin günümüzü anlamaları olanaksızdır.
Gerçeklerle yüzleşemeyenler ne kendilerine ne de topluma yararlı olabilir…

 

Yılmaz DİKBAŞ

Kaynak: Editör:
Etiketler: KÖY, ENSTİTÜLERİ, VE, SAKLANAN, GERÇEKLER..,
Yorumlar
Haber Yazılımı